otel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2011 Çarşamba

_Umre Yolculuğum_



 Kabe'ye ilk bakışım, O'nu ilk görüşüm bu şekilde oldu. Ve AŞK, tutku ne denir bilemiyorum o güçlü duyguların temeli o andan itibaren başladı.. .


 Dualarımızı ettikten sonra Umre vazifemizi yapmak üzere tavafa başladık.. Şansımıza gittiğimiz gün tenhaydı, tavaf sırasında annemle Kabe'ye yöneldik, duvar boştu..hızla gittim örtüsünü öpüp kokladım... O anda duygular karmakarışık oluyor. Ve ağızdan sadece şunlar çıkıyor. Utanç içinde.. " Allah'ım AFFET!! Belki yüzlerce binlerce kez.. ancak bunu söyleyebildim..

Daha sonra tek tek Umre'nin gereklerini yerine getirdik.. Safa-Merve'de say yaptık. Yusuf kucağımda.. ve o zaman 15 kiloydu. ( Çocuk ne kadar hafifse o kadar şanslı sayıyorum ben anne-babaları)


Yusuf'un kıyafetini de oradan aldık. Kumaşı pamuklu olduğu için çok rahat oldu hiç terletmedi.Biz de baktık ki çocuk sevdi, aynısından 3 tane aldık. Mekke'de sürekli bu şekilde gezdi :) - Bir takımı 10 riyaldi yanlış hatırlamıyorsam.-
Küçük hacı oldu , maşallah kuzuma! :)

Otelimiz Mescid-i Haram'a yürüme mesafesinde olduğu için şanslıydık. (150mt kadar) Gün içinde sık sık gidip geldik.. Çocuk olduğu için biraz zorlandık..O uyurken birimiz nöbet tutmak zorunda kaldık.. en çok da nöbette geçen sabah namazlarım için üzülmüşümdür.. 



Kabe'nin kapısına ve kapısının sol tarafında bulunan Hacerül Esved'e ulaşmak çok zordur, hatta oraya yaklaşmak cesaret ister. Çünkü inanılmaz kalabalık ve izdiham oluyor.. Herkes Hacerül Esved'i ellemek, orada dua etmek istiyor.. Erkekler bir yandan, kadınlar diğer yandan ulaşma çabasında.. Tek başıma tavaf yaptığım zamanlardan birinde "Ben de oraya gideceğim!" diye karar verdim . Bir anda kendimi yukarda gördüğünüz ellerin bir sıra arkasında buldum. İnsanlar kapının taşına sımsıkı tutunmuş ağlaya ağlaya dua ediyorlardı.. Bir süre orada kalabilmek için direndim..Önümde bir Türk vardı. "Allah rızası için müsade edin, bana da nasip olsun orada dua etmek" dedim, beni duyacağını hatta sözlerime karşılık vereceğini hiç düşünmemiştim. "Geç kardeşim" diye tuttu elimden çekti çıkardı beni taşın üstüne. Artık ordaydım!!. Dualar dualar dualar.........
Daha sonraki günlerde Hacerül Esved'e de ulaştım. Ulaştığım anda kendimi kaybettim zaten, çok mutlu oldum.. Yine dualar dualar dualar....




Bir sabah kalktık babamla otelden çıkıp mescidin yolunu tuttuk. Ezan okunmamıştı ,hava karanlıktı.. İnsanlar akın akın namaza gidiyordu. Bir de kendimizi düşündüm, Türkiye'de sabah namazına camiye kaç insan gidiyordu? Ya da kaç kişi sıcacık yataklarından kalkıp, musluktan akan o sıcacık sularla abdest alıyordu? Orada öncelikler çok farklıydı.. keşke biz de onlar gibi olabilsek diye çok defa içimden geçirdim..



İlgimi çeken bir başka şey ise şu oldu: Mekke'de ezan okunduğu andan itibaren alışveriş yapamazsınız çünkü kepenkler iniyor ve dükkan sahipleri Mescid'e gidiyorlar. Hatta çoğu yerler kepenk falan da indirmiyor eşyaların üstüne bir örtü atıyorlar ve gidiyorlar. Kimse düşünmüyor malım çalınır mı diye, sadece namaz kılmaları gerektiğini biliyorlar ve Kabe'ye yöneliyorlar..


Mekke'de 3 gün kaldıktan sonra 4. gün Medine'ye geçmek üzere yola çıktık..


Yolculuk beni çok yordu. Arabistan'a geldiğimizden beri Yusuf bana ayrı bir bağlanmıştı sanki.. Hiç kucağımdan inmek istemedi. Tavafta, sayda,namazlarda her an benimleydi..Babam kucağına almak istiyordu ama kesinlikle bırakmadı beni. İtiraf ediyorum çok zorlandım.. Ama yine Allah yardım ediyor.. ŞÜKÜR:)
Son fotoğrafta da Yusuf'un otobüsle Mekke'den MEdine'ye gidişini görüyorsunuz:)

Medine'yi de bir başka yazıma saklamayı düşünüyorum..
**MUTLU GÜNLER**